


biz galiba –arada- kalmıştık, 2016 , performans-yerleştirme, Pasaj Tarlabaşı
Yastıklar, sehpa, perdeler, tül, televizyon, televizyon sehpası gibi eşyalar kullanılarak bir oturma odası kurulur. Tüm bu eşyaların örtüleri , perdeler-tüller üzerlerinde nakışla işlenmiş hikayeleri barındırır. Bu hikayeler aşina olduğumuz alfabe veya görsel imgeler kullanılarak oluşturulmamaktadır. Hikayeler sanatçı tarafından oluşturulup, sanatçının kendi sesiyle kaydedilip, bu kayıtlar bilgisayar ortamında ses programına aktarıldıktan sonra ses programında ekranda görülen diyagramlar belirli bir ölçekte büyütülerek bu kumaş yüzeyler üzerine işlenmiştir. Sesimizin tüm bu yüzeylere çarpıp kendini görünür kılmak istemesi bazı durumlarda kaçınılmazdır. Ama ses dalgalarını sadece duyabilme özelliğimizin ön plana çıkması algılamamızda bir kısıtı da beraberinde getirmektedir. Algılama biçimlerimiz kendillikleri oluşturan etkenlerden biridir. Bir diğer önemli etken ise arketipsel hafızadır. Bu yerleştirme farklı algılama biçimleri üzerine odaklandığından seyir ve seyir edilen durumlarını da sorgulamak ister. Bu durumu sergileme sürecinde her an oluşabilen interaktif performans yardımıyla izleyenlerin de katılıp kendi hikayelerini anlatıp, kumaş yüzeyler üzerine işleyeceği bir dialoğa dönüştürmeyi hedefler. Bu üretimler sadece somut mekanda kendine yer edinmeyebilir şayet tüm katılımcılar kabul ederse tüm katılımcılarla ya da bunu kabul eden katılımcılarla süreçler kayıt altına alınıp bir arşivleme çalışması da yapılabilir. Tüm arşivler bir blog üzerine aktarılarak elektronik olarak kayıt altına alınır. Bu çalışmanın bir elektronik arşiv oluşturmasının nedenlerinden biri ise başka mekanlarda o mekanla olan ilişkiye göre yeniden üretilebilmesidir. Blog bir nevi anı depolama alanı yani hafıza gibi çalışmaktadır. Bir mekanı ve zaman dilimini seçip anlattığımız hikayeler aynı zamanda bize o dışavurulan zaman ve mekanla ilgili kişisel hikayemiz dışında kolektif bir hafıza aktarımı da yapar.. Bu mekanlardaki değişimlerin içinde kendi kişisel hikayemin de değiştiği bir hibrit zaman-mekan algısı hafızamda yer etmiş durumda. Yapılar çürüyor, bazı yapılar yıkılıp yerine yenileri inşa edildi, buradan taşınanlar, buraya taşınanlar, kısacası gelen giden tüm somut ve soyutlukları oturma odalarında oturup düşünen insanlar gördüm bazı bazı benim de yaptığım gibi. Gelenleri oturma odasında ağırlayıp onlara hikayelemizi anlattık, hikayelerini dinledik. Bizden önceki oturanların hikayeleri de hala duyabiliriz bazen evlerimizde. Mekanın kendi hafızası orada yaşayanlarla eşlenir. 13 hikayeden oluşan ses kaydıda performans boyunca mekanda sesini duyurur; https://soundcloud.com/ay-a-ceylan/geride-kalan-ben